Cherreads

Chapter 91 - İlk çatlak

Gökyüzü kapalıydı.

Okulun çatısında sadece iki kişi vardı.

Suko.

Ve Toge.

Toge'nin bakışları artık eskisi gibi değildi.

Merak yerini takıntıya bırakmıştı.

Takıntı ise öfkeye dönüşüyordu.

"Suko."

"Ne var?"

"Bana hâlâ cevap vermedin."

"Neyi?"

"Bu güçleri nereden aldığını."

Sessizlik.

Suko gözlüğünü düzeltti.

"Hatırlamıyorum."

Toge yumruğunu sıktı.

"Yalan."

İlk kez...

Suko'nun yüzündeki ifade değişti.

"Ne dedin?"

"Yalan söylüyorsun."

Hava ağırlaştı.

Toge bir adım attı.

Ve aniden ortadan kayboldu.

Bir sonraki anda çatının diğer ucundaydı.

Sonra tekrar.

Sonra tekrar.

Sonra tekrar.

Artık hareketleri zamanın normal akışına bağlı değildi.

Ama...

Suko'nun bakışları hiç değişmedi.

"Sakin ol."

"Hayır."

Bir anda Toge saldırdı.

Çatı parçalandı.

Betonlar havaya kalktı.

Fakat Suko hâlâ yerinden oynamamıştı.

Çünkü saldırı gelmeden önce saldırının geleceğini biliyordu.

Toge tekrar saldırdı.

Ve tekrar.

Ve tekrar.

Yüzlerce kez.

Binlerce kez.

Ama her seferinde sonuç aynıydı.

Suko sadece küçük bir adım atıyordu.

Ve saldırı boşa gidiyordu.

Toge'nin yüzünde ilk kez şaşkınlık oluştu.

"Nasıl..."

Suko cevap vermedi.

Bir sonraki anda...

Ortadan kayboldu.

Toge refleksle döndü.

Ama çok geçti.

Bir yumruk.

Toge savundu.

İkinci yumruk.

Savundu.

Üçüncü.

Dördüncü.

Beşinci.

Sonra onlarca.

Sonra yüzlerce.

Bu artık güç savaşı değildi.

Yakın dövüştü.

Ve Suko...

Korkutucu derecede iyiydi.

Her hareketi kusursuzdu.

Her açı.

Her zamanlama.

Her hata.

Toge ne yaparsa yapsın karşısında cevabını buluyordu.

Dakikalar geçti.

Ve ilk kez...

Toge geriye itilen taraf olmuştu.

"Sadece cevap ver!"

diye bağırdı.

"Bu güçleri sana kim verdi?!"

Suko sustu.

Toge tekrar saldırdı.

Tam o anda...

Suko'nun zihninde eski bir görüntü belirdi.

Annesi.

Sessiz bir oda.

Eski günler.

Yalnızlık.

Kaybettikleri.

Bir anlığına dalıp gitti.

Ve ilk kez...

Savunması gevşedi.

Toge bunu fark etti.

Bir darbe vurdu.

Sonra bir tane daha.

Ve ilk kez...

Suko birkaç metre geriye kaydı.

Sessizlik oluştu.

Toge nefes nefeseydi.

Ama Suko'nun yüzünde hâlâ korku yoktu.

Öfke de yoktu.

Sadece düşünüyordu.

Başını hafifçe kaldırdı.

Gökyüzüne baktı.

Sonra tekrar Toge'ye döndü.

"Anlıyorum."

"Neyi?"

"Neden bu kadar takıntılı olduğunu."

Toge dişlerini sıktı.

"Ben cevap istiyorum."

Suko gözlüğünü düzeltti.

"Ben de yıllarca istedim."

Rüzgâr esti.

Çatıda sessizlik oluştu.

İlk kez...

Toge ne diyeceğini bilemedi.

Çünkü Suko'nun sesi kızgın değildi.

Üzgün de değildi.

Sadece boştu.

Ve o boşluk...

Toge'nin beklediğinden daha korkutucuydu.

Suko arkasını döndü.

Yürümeye başladı.

"Suko!"

Suko durmadı.

"Bu daha bitmedi!"

Suko hafifçe başını çevirdi.

"Biliyorum."

Ve yürümeye devam etti.

Toge yerinde kaldı.

Yumrukları sıkılıydı.

Aklında yüzlerce soru vardı.

Ama artık bir şeyi anlamaya başlamıştı.

Sorun Suko'nun ne kadar güçlü olduğu değildi.

Sorun...

Suko'nun neden böyle olduğu idi.

Ve bu düşünce...

Onun takıntısını daha da büyütmeye başladı.

Devam edecek...

More Chapters