Beyaz boşluk...
Hâlâ değişmemişti.
Toge yerde oturmuş, önüne bakıyordu.
Fyora ise birkaç adım ötede sessizce duruyordu.
Uzun süre kimse konuşmadı.
Sonunda Toge iç çekti.
"Sıkıldım."
Fyora başını çevirdi.
"Belli oluyor."
"Bir şey yapalım."
"Ne?"
"...Bilmiyorum."
Tekrar sessizlik.
Toge bir anda ayağa kalktı.
"Taş, kâğıt, makas?"
Fyora birkaç saniye düşündü.
"...Olur."
İkisi karşı karşıya geçti.
"Bir..."
"İki..."
"Üç!"
Toge taş yaptı.
Fyora kâğıt.
"Kazandım."
Toge homurdandı.
"Bir daha."
Tekrar oynadılar.
Bu kez ikisi de makas yaptı.
"...Berabere."
Bir daha.
Bir daha.
Bir daha.
Yaklaşık ellinci oyundan sonra Toge ellerini havaya kaldırdı.
"Tamam! Pes ediyorum."
Fyora hafifçe güldü.
"İlk kez bir konuda seni yendim."
Tam o sırada...
Suko yanlarından geçti.
Elinde yine bir kitap vardı.
Toge seslendi.
"Gel sen de oynasana!"
Suko durdu.
İkisine baktı.
Sonra kitabını kapattı.
"Hayır."
"Neden?"
"Kaybedince moraliniz bozulur."
Toge kaşını kaldırdı.
"Daha oynamadan nasıl biliyorsun?"
Suko omuz silkti.
"Çünkü ben herşeyi yazanim."
Ve yürümeye devam etti.
Toge arkasından baktı.
"...Bu adam bazen sinir bozucu."
Fyora gülümseyerek başını salladı.
"Bazen mi?"
İkisi de istemsizce güldü.
Beyaz boşlukta...
Uzun zamandır ilk kez kahkaha yankılandı.
Ve sonra...
Her şey yeniden sessizleşti.
