Cherreads

Chapter 2 - 2. Ejderhanın Kalbi

Toplantı odasında hava her zamankinden ağırdı.

Yüksek tavan boyunca uzanan siyah taş sütunlar, ejderha krallığının gücünü temsil edercesine sessizce yükseliyordu. Karen, obsidyen tahtının önünde ayakta duruyordu. Pencereden görünen kızıl gökyüzü, içindeki huzursuzluğu bastıramıyordu.

İçinde tarif edemediği bir sıkıntı vardı.

Elarys.

Onun yüzü, bakışı, sessizliği… Son günlerde zihninden hiç çıkmıyordu.

Kapının ağır menteşeleri gıcırdadı. Odaya giren kişi, krallığın en sadık yardımcısı Rafael'di. Başını saygıyla eğdi.

- Majesteleri.

Konuş, dedi Karen. Sesi her zamanki gibi soğuk ve sertti. Ama içi fırtınalıydı.

Rafael birkaç adım yaklaştı. Yüzündeki ifade ciddiydi.

Leydi Elarys hakkında araştırma tamamlandı, majesteleri.

Karen'in parmakları farkında olmadan yumruk oldu.

- Devam et.

İnsan topraklarından getirilmiş. Soyu asil değil. Ancak halk arasında bilinen bir şifacı ailesinin son ferdi. Saray entrikalarından uzak büyümüş. Herhangi bir gizli bağlantı tespit edilmedi.

Rafael kısa bir duraksamadan sonra ekledi.

- Size olan bağlılığı samimi.

Karen başını hafifçe çevirdi. Penceredeki yansımasında kendi gözlerini gördü. Yüzyıllardır savaş görmüş ama ilk kez bu kadar kararsız bakan gözler.

Lilith, diye sordu kısa ve keskin bir tonla.

Rafael'in sesi sertleşti.

Zindanlardan rapor geldi, majesteleri. Lilith öldü.

Oda sessizliğe gömüldü.

Karen hiçbir şey söylemedi. Ne şaşkınlık vardı yüzünde ne de öfke. Sadece derin bir boşluk.

Nasıl, dedi sonunda.

Resmî kayıtlara göre infaz edilmedi. Zindanlarda çıkan bir arbedede hayatını kaybetmiş gibi gösteriliyor. Emirlerinizin dışına çıkılmadı. Mezarsız.

Karen gözlerini kapattı.

Lilith'in düşüşü, geçmişte kalan bir gölgeydi artık.

Elarys bu olanlardan haberdar mı, diye sordu.

- Hayır majesteleri. Bilgi gizli tutuldu.

Karen kararını vermişti.

Toplantı bitti.

Rafael saygıyla geri çekildi.

Karaen ağır adımlarla toplantı odasından çıktı. Kapı arkasından kapandığında içeride kalan sessizlik, onu bir an için rahatlatmadı. Aksine, göğsündeki baskıyı daha da belirginleştirdi.

Lilith.

Adı zihninde yankılandığı anda yüzü sertleşti.

O kadın…

Bir zamanlar sarayın gölgesinde büyüttüğü, güvenmeyi seçtiği o varlık…

Zayıflığını görüp ona tutunmuştu. Sevgiyi hak etmediği hâlde istemiş, alamadığında ise zehire dönmüştü.

Nefret.

Karaen bunu inkâr etmedi. Lilith'e karşı duyduğu şey ne öfkeydi ne hayal kırıklığı. Bu, saf bir nefretti. Elarys'e uzanan her bakışı, her fısıltısı, her düşüncesi affedilmezdi.

Onu öldüren şey adalet değildi.

Onu öldüren şey Karaen'in merhametini kaybetmesiydi.

Koridor boyunca ilerlerken ejderha kanı damarlarında ağır ağır kaynadı. Duvarlardaki taşlar, onun ruh hâlini hisseder gibi titreşti.

Elarys'in odasının kapısında durdu.

İçeride bir ışık vardı. Sıcak, sabit… huzursuz edici derecede canlı.

Elarys.

Karaen kapıyı açmadan önce gözlerini kapattı.

Ona Lilith'i hatırlatmamalıyım.

Onu kirletmemeliyim.

Ama ne kadar istese de, geçmiş peşini bırakmıyordu.

Kapıyı açtı.

Elarys pencerenin önünde duruyordu. Dışarıyı izlemiyordu aslında; karanlığın içinde düşünüyordu. Karaen'in içeri girdiğini hissettiğinde irkilmedi. Sanki geleceğini biliyormuş gibiydi.

Majesteleri, dedi sakince.

Karaen kapıyı kapattı. Odanın içindeki hava değişti.

Bu saatte seni rahatsız etmemeliydim, dedi. Ama sesindeki ağırlık, bunun bir özür olmadığını belli ediyordu.

Elarys ona döndü. Bakışları açıktı ama temkinliydi.

Bazen rahatsız edilmek, yalnız kalmaktan iyidir, dedi.

Karaen birkaç adım attı. Aralarındaki mesafe kapandı.

Bu kadar yaklaşmamalıyım, diye düşündü Elarys.

Ama ondan uzak durmak da istemiyorum.

"Lilith'ten nefret ediyorum", dedi Karaen birden.

Sözler sertti. Gizlenmemişti. Elarys'in gözleri büyüdü ama geri çekilmedi.

Onun adını anmanız bile tehlikeli, dedi yavaşça.

O benim hatam, dedi Karaen. Ve sana uzandığı an… onu affedemezdim.

Elarys'in içi sıkıştı.

Bu nefret…

Bu sadece bir kadına değil, geçmişine.

Karaen'in eli aniden Elarys'in bileğini kavradı.

Temas beklenmedikti.

Sert değildi ama kaçışı yoktu. Elarys nefesini tuttu. Teninde ejderha ateşinin sıcaklığını hissetti.

Karaen'in sesi alçaldı.

Sana zarar vermek isteyen her şeyden nefret ediyorum. Özellikle ondan.

Elarys gözlerini indirdi. Kalbi hızlı atıyordu ama korkudan değil.

Beni koruduğunuzda, dedi, kendinizden neyi kaybettiğinizi biliyor musunuz?

Karaen'in eli gevşedi ama çekilmedi.

Kontrolümü, dedi dürüstçe.

Bu cevap Elarys'i sarstı.

Bir ejderha kralı kontrolünü kaybetmekten korkuyorsa…

Bu bağ çok tehlikeli.

Elarys elini yavaşça Karaen'in bileğinden kurtardı ama geri çekilmedi.

Lilith bu hikâyeden silinmedi, majesteleri, dedi fısıltıyla. Siz ondan nefret ediyorsunuz ama o hâlâ aramızda.

Karaen'in gözleri karardı.

Yaşıyor olamaz.

Beden olarak değil, dedi Elarys. Ama izleriyle.

Bir sessizlik çöktü. Bu sessizlikte ikisi de aynı şeyi düşündü.

Lilith'in hikâyesi bitmemişti.

Karaen başını çevirdi. Elarys'e bakmadı.

Bu sarayda iki kadın vardı, dedi. Biri beni karanlığa sürükledi. Diğeri…

Sustu.

Elarys tamamladı.

Diğeri sizi korkutuyor.

Karaen ilk kez gülümsedi. Acı bir gülümsemeydi.

Evet.

O an Elarys anladı.

Bu adam sevdiği için değil, sevmenin bedelini bildiği için susuyordu.

Karaen geri çekildi. Kapıya yöneldi.

Dinlen, dedi. Yarın seni görmek isteyeceğim.

Kapı kapandığında Elarys odada yalnız kaldı. Ateş taşlarının ışığı, duvarlarda yavaşça titreşiyordu. Bir süre olduğu yerde kıpırdamadı.

Sonra elini bileğine götürdü.

Karaen'in dokunduğu yer hâlâ sıcaktı. Bu sıcaklık rahatlatıcı değildi; aksine, teninin altına işleyen huzursuz bir his bırakmıştı.

Aynaya baktı.

Yüzünde korku yoktu ama içindeki sessizlik ağırdı.

Bu sarayda hiçbir şey gerçekten bitmiyordu. Ne nefret, ne sevgi, ne de gölgeler… Özellikle gölgeler.

Elarys derin bir nefes aldı.

Dışarıda rüzgâr uğuldadı. Uzak bir yerde, taşların arasında metalik bir ses yankılandı; zincir mi, yoksa sadece hayal mi olduğu belli değildi.

Elarys ışıkları söndürdü.

Ve o gece, ilk kez, huzursuzluğunun sebebinin sadece Karaen olmadığını hissetti.

More Chapters