Cherreads

GÜMÜŞTEN DOĞAN

Ebru_Öztürk_4984
14
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 14 chs / week.
--
NOT RATINGS
201
Views
Synopsis
GÜMÜŞTEN DOĞAN – KİTAP ÖZETİ Bazı çocuklar sessizdir. Bazıları ise sessizliğin içinde yok olur. Gümüşten Doğan, ilk hayatında ailesi tarafından sevilmeyen, abisinin gölgesinde ezilen, okulda zorbalığa maruz kalan bir kız çocuğunun bir öğle vakti yaşanan trafik kazasıyla sona eren yaşamını ve aynı ruhun, tüm anılarını taşıyarak yeniden doğuşunu anlatır. Yeni hayatında gümüş saçlı, mavi gözlü, herkesin sevgiyle yaklaştığı eşsiz bir kız olarak dünyaya gelir. Ama güzellik, geçmişi silmez. Ruh, eski yaralarını da beraberinde getirir. Geçmişinde sevgiye aç bırakılmış bir çocuğun, yeni ailesinin şefkatiyle büyürken sevilmekten korkmasını; ölüm ile doğum arasındaki o görünmez boşlukta pişmanlıkları, vedaları ve geride kalanların geç fark edilen sevgisini izleriz. Gümüşten Doğan, reenkarnasyonun bir mucize değil, ikinci bir sınav olduğunu anlatan; “Sevilmeyen bir çocuk yeniden doğarsa, sevilmeyi öğrenebilir mi?” sorusuna cesur bir cevap arayan duygusal ve sarsıcı bir romandır.
VIEW MORE

Chapter 1 - GÜMÜŞTEN DOĞAN

BÖLÜM 2 – GİTMEDEN ÖNCE

Yerdeyken zaman bozuldu.

Sesler uzadı, görüntüler yavaşladı.

Acı geç geldi.

Önce sıcaklık vardı, sonra soğuk.

Asfalt yanağıma değiyordu.

Yüzümü çevirmek istedim ama edemedim.

Gökyüzü tam üstümdeydi.

Mavi.

Hiç bu kadar sakin görünmemişti.

Demek ölürken dünya durmuyor,

sadece insan duruyormuş.

Bir ayakkabı gördüm.

Tanıdık.

Abimin ayakkabısı.

Koştuğunu fark ettim ama sesini duymadım.

Dizlerinin üstüne düştü.

"Hayır," dediğini dudaklarından okudum.

Ama o "hayır" bana değildi.

Kendineydi.

Ellerini bana uzattı.

Sonra durdu.

Dokunursa…

gerçek olacaktı.

Gözlerimi açmak istedim.

Bir kez olsun ona bakmak istedim.

Ama bedenim beni dinlemiyordu.

Kalbim çok yavaşlıyordu.

Ve o an içimde beklemediğim bir şey oldu:

Pişmanlık değil.

Öfke değil.

Kırgınlık.

Beni şimdi mi görüyorsun?

Ambulansın içi beyazdı.

Işıklar yüzüme vuruyordu.

Birinin sesi sayıyordu.

"Nefes al… al… al…"

Alamıyordum.

Annemin sesi geldi sonra.

İlk kez bu kadar yakından.

"Elif," dedi.

"Buradayım."

Bu cümleyi duyunca içimde bir şey çöktü.

Keşke bunu yaşarken söyleseydin.

Parmaklarım kıpırdadı mı bilmiyorum.

Ama hissettim.

Babam konuşmadı.

Sadece baktı.

O bakışta ilk kez şu vardı:

kaybetme korkusu.

Hastane koridoru uzundu.

Ben tavandan bakıyordum.

Kendi bedenime.

Küçük görünüyordum.

Daha da küçülmüş.

Doktor çıktığında herkes ayağa kalktı.

"Çok üzgünüz," dedi.

Bu kelimeler annemin içinden bir şeyi kopardı.

Düştü.

Babam duvara tutundu.

Abim yerinde kaldı.

Ağlamadı.

Bazı insanlar ağlamaz.

Onlar içlerinden yıkılır.

Sonra ev…

Ev çok sessizdi.

Annem ilk gece ışığı kapatmadı.

Ben karanlıktan korkardım.

Yatağımı toplamadı.

Çünkü toplarsa yok olacaktım.

Defterlerimi eline aldı.

Sayfalarım yıpranmıştı.

Kenarları kıvrık.

Bir cümlede durdu:

"Bugün yine kimse benimle konuşmadı."

Annem defteri kapattı.

Sanki yazı canını yakmıştı.

"Bilmiyordum," dedi.

Ama artık biliyordu.

Babam kapının önünde durdu.

İçeri girmedi.

"Bu kadar sessiz olduğunu fark etmedim," dedi.

Bu bir özür değildi.

Bir geç kalmışlıktı.

Abim odamda yalnız kaldı.

Yatağıma oturdu.

Ellerini dizlerinin arasına aldı.

Uzun süre hiçbir şey yapmadı.

Sonra fısıldadı:

"Ben seni korumadım."

Bu cümle odaya ağır geldi.

İlk kez ağladı.

Ve ben ilk kez…

onun beni sevdiğini hissettim.

Ama artık o sevgi bana ait değildi.

Cenazede insanlar vardı.

Çok.

Ama ben yalnızdım.

Herkes küçük olduğumu söyledi.

Kimse içimde ne kadar büyüdüğümü bilmedi.

Sonra bir şey değişti.

Artık onları izleyemiyordum.

Bir mesafe oluştu.

Sanki ip kopmuştu.

Ama gitmeden önce…

son bir kez baktım.

Annem ışığı kapattı.

Babam kapıyı kilitledi.

Abim odamın kapısını aralık bıraktı.

Ve ben anladım:

Beni kaybedince,

beni anlamaya başladılar.

Bir sıcaklık sardı beni.

Başka bir kalbin sesi.

Düzenli.

Güçlü.

İçine çekildim.

Geri dönmedim.

Çünkü artık biliyordum:

Burada kalırsam sadece bir pişmanlık olacağım.

Gitmeliydim.

Ve ben gittim.