Cherreads

Chapter 50 - "İnsan Bunun Neresinde"

Karanlık, sessiz gece. Ay parıldarken etraftan hiç bir ses duyulamıyor. Sadece rüzgarın sesi, delicesine esen rüzgar, kapı gıcırtısı, pencere gıcırtısı ve ağaçların hışırtısının duyulabildiği bu sessiz gecede etraf çok karanlıktır.

Hikari, Kaito'nun bile sezebileceği bu hislerden hoşlanmaz ve Kaito'nun yanında durması gerektiğine karar verir.

O sırada Krojin biraz sinirlenmiş olacak ki, rahatsız eden o rüzgarla konuşmak ister. Erkek erkeğe. Yoksa rüzgar sesi sandığımız bu his, rüzgar değil miydi?

Odanın içinden dışarıyı görebileceği şekilde pencerenin önüne bir sandalye çeker ve gece nöbetine başlar Krojin.

Gece ilerledikçe rüzgar ve çeşitli, insan aklını bulandıran veya korkutan sesler ortaya çıkmaya başlar. Daha şiddetli gıcırtılar, daha şiddetli hışırtılar ve rüzgarın esintisi bile daha da şiddetlenir.

Artık rüzgar sesi değil, sanki bir fısıltı, konuşan bir varlığın sesini alır rüzgar.

Krojin yavaşça ay ışığına bakar ve:

Bugün değil, ben varken mümkün değil, diyerek söylenir.

Ne kendi kendine konuştuğunu sandığımız Krojin, meğersem biriyle sohbete girmiştir.

Odanın en karanlık köşesinden bir silüet çıkar ve yüzü gözü belli değildir. İnsan olduğu şüpheli olan bu varlık acaba nedir?

Gizemli silüet:

İnsan değilsin, diye bir cümle çıkar ağzından.

Krojin:

Ne yani, sizi insanların göremediğini mi kastediyorsun veya seninle konuşamayacak kadar güçsüz olduğunu?

Silüet tekrarlar:

İnsan değilsin.

Ve Krojin'in sorusunu cevaplar:

Evet, çoğunluğu hep böyledir. Nadirdir bizim türümüze kafa tutan.

Krojin sinirli bir şekilde yavaşça ayağa kalkar ve sesler, fısıltılar ve zihin manipülasyonları çoğalır. Resmen anlayamadığımız bir ortam, çok ürkütücü bir ortamdır.

Krojin yavaşça kalkar ve:

İnsan sandığın için mi geldin, yoksa sebebin insan olmamızla alakası yok mu, diye sert ve yüksek sesle söyler.

Silüet:

Sanırım, diye cevap verir.

Krojin artık siniri yüzünden belli oluyordur. Dişlerini sıkar ve diş etlerini kanatır. Ellerini sıkar ve tırnakları avuç içine batarak kanatır kendini. Sanki tutuyor gibidir.

Ve tekrar sorar:

Senin o yamuk ağzını öyle bir sikerim ki, bir daha sohbet etmeyi bırak, yemek bile yiyemezsin, diye sinirle çıkışır.

Silüet:

Siz Karalar kendi gücünüze güveniyor olmalısınız. Bizi bu kadar küçük görmeyin. Siz gelmeyeli epey geliştik. Neredeyse sizinle denk iken yaşlı kadın niye öldü?

Kelimelerinde bir terslik var gibidir. Sanki fısıltı gibi duyulur ve içinde tekrarlamalar bulunuyordur. Kekeler gibi bir ses, ama tam da duyulmayan yabancı bir dil gibi.

Ama Krojin gayet net anlıyor gibidir ve aynı silüetin ağzına uyarak, aynı şekilde ve tonda veya dilde konuşarak:

Kadın kendi öldü, olmak isteyeni kim durdurabilir? Yoksa seni ve sülaleni mi öldürmeliydim? İnsafım seni güçsüz olduğuma inandırmasın. Peki, o kadın senin neyin? O bir insan idi.

Silüet:

İnsan, haa. İnsan idi, ama insanlığını kaybetmiş bir insan. İnsanlar için büyücü ve karanlıkların gücünün sahibi de denebilir. Yani bizim yanımızdaydı.

Krojin:

Peki, sen bu kanın devamını akıtmaya mı geldin, yoksa sizin tabirinizde gezinmeye mi?

Silüet:

Siz Karalar bayağı güçlü ve akıllısınız. Sen insan değilsin, seninle işim yok. Ama tekrarı olmamalı. Bizim ecdadımıza dokunma. Biz de sizin şu anda başıboş olabilirsin, ama eninde sonunda senin hareketin Karanın hareketi olur. Nihayetinde öyle zaten.

Krojin:

Tabi, tabi. Senin gücün bana yetmez. Çok buralarda dolanma, kördüğüm olursun. Ona göre ayağınızı denk uzatın.

Silüet:

Benim işim insanlar ile. Sana zararım olmayacak, senin bana olmadığı gibi.

Der ve bir anda yok olur.

Krojin derin bir nefes alıp:

Demek bunlar da çoğaldı ha. Sanırım dünyanın ve insanlığın hali epey zor.

Hikari arkadan seslenerek:

Krojin, ne oldu canım? Bir sıkıntı yok değil mi?

Krojin:

Ah hahah, diyerek güler. Ve sen mi geldin canım? Yok tabiki, ben buradayken bir sıkıntı olur mu? Bunları bilirsin, geziniyorum ayağına insanları korkutuyorlar. Biraz fazla olmaya başladılar ama korkmana gerek yok. Yüce adalet, korkutanı da elbet korkutur zamanı gelince.

Hikari:

Tamamdır canım. Bir isteğin olursa odadayım, her zaman çağırabilirsin. Kaito biraz huysuz olanları hissediyor gibi. Birkaç gün yanında kalsam iyi olur.

Krojin, Hikari'ye sarılarak:

Tabikide canım benim. Beni düşünmene gerek bile yok. Oğlumuz huzurlu ve mutlu olsun yeter. Ben kendi halimde oturuyorum. Sadece sen de biraz dinlen, yorgunsun çünkü.

Hikari:

Tamam canım, görüşürüz o zaman. Sen de çok gece kalma.

Krojin:

Tamam, tamam. Hadi görüşürüz, der ve sandalyesine tekrar oturur.

Bu günlerde biraz hareketlilik artacak gibi. Sonucunu merak ediyorum.

Silüet kimdi? Krojin'in bu sözleri ne anlama geliyordu? Krojin'in insan olmadığını nereden anladı ve kadınla bağlantısı nedir?

Kafamızda deli sorular yine dönmeye başlamıştı. Bu büyük dünyada insandan ayrı kaç tane yaşam ve varlık olduğunu tahmin bile edemeyeceğiz anlaşılan. Ama o silüetin bir Kara olmadığı apaçık ortadaydı.

Sahne burada bitsin.

More Chapters