gorgeus : tamam... seni biraz varoluşsal sorularla ve felsefi problemlerle yormuş olabilirim sevgili okuyucu. ben bunu zaten kabul ediyorum, ancak böyle olmayacağına dair herhangi bir şey söylediğimi de hatırlamıyorum.
ne olursa olsun birazcık mola vermeye ihtiyacın olduğu ve derin varoluşsal sorular konusunda mola vermemiz gerektiği belli oluyor
gorgeus : o yüzden arkana yaslan ve keyfine bak. bu bölümde şahit olduğum absürt ama bir o kadar da tuhaf olayları benim ağzımdan dinleyeceksin sevgili okuyucu. hazır mısın ?
...
güzel
öncelikle... sana metalden yapılmış tanrısal bir varlık tarafından öldürüldüğüm seferi anlattım mı ?
doğru, onu zaten anlatmıştım sana sevgili okuyucu. dur, biraz daha düşüneyim
buldum. sana bunu daha önce anlatmamıştım
gorgeus : bir keresinde sanal uzayımda yanlışlıkla tüm tarih çizgisini yok ettiğim bir ihtimali yaşamıştım. e bu nasıl mı oldu ? detaylıca anlatayım sana...
gorgeus : öncelikle, en başa döndüğüm bir vakitte, geleceği değiştirsem bile hep başarısız olduğunu fark ettim. ve aklıma şu fikir geldi, daha da geçmişe gidip onu değiştirerek bu olasılığı denemek. bunu bir yandan hem çok merak ediyordum hem de uygulanabilir tuhaf ama mantıklı olabilecek bir seçenek olarak görüyordum
ancak şunu da eklemeden geçemeyeceğim, zamanda yolculuk etmek fantastik bir evrende olsan bile o kadar da kolay bir şey değil. nereden mi biliyorum ? çünkü bizzat tecrübe ettim sevgili okuyucu, bunu bizzat yaşadığım için bunları söyleyebiliyorum
öncelikle, bunun için zaman büyüsünü öğrenmeyi denedim ancak bu tek başına işe yaramadı
gorgeus : çünkü zaman büyüsü ile birkaç saniye geri alabilirsin, eğer çok zorlarsan yılları geriye alabilirsin. ancak geriye alma limitin o büyüyü öğrendiğin ana kadar sınırlı çünkü o büyüyü öğrenmediğin zamanlara gitmeye çalışırsan bunu o zamanlarda o büyüyü bilmediğin için zaten başaramazsın
dürüst olmak gerekirse ölmeden tekrar edebildiğim bir noktaydı. bu yüzden mutluyum. ölmeden tekrar etme fırsatına eriştiğim nadir noktalardan biriydi bu
ve gelelim böyle zor ve herkesin erişemeyeceği, erişmek bir kenara erişse bile kontrol edemeyeceği bir büyüyü nasıl öğrendim ?
şey... evet, ulaşana kadar tekrar tekrar öldüğüm ve ulaşsam bile ustalaşana kadar delirme eşiğine geldiğim ve sürekli öldüğüm bir denemeler döngüsü ile
ama o döngüyü detaylıca anlatmayacağım. bu hem senin için, hem de... hem de benim için gerçekten de çok sağlıklı bir karar olur. neyse, hikaye çok dağılmadan devam edelim.
neyse, dediğim gibi bu öğrendiğim zamandan öncesine gidememe problemi ile başa çıkmam gerekiyordu.
gorgeus : bunun için ise birazcık ontolojiyi kurcalamamız lazım.
bunu yapamıyorum ancak bunu mümkün kılan bir açık buldum. aslında bunu yaparak bir noktada hile yapıyoruz diyebilirim. ama sonuçta teknoloji de belirli başlı şeyler konusunda hile yaparak çalışıyor.
yaptığım hile ise oldukça basit sevgili okuyucu. zaman büyüsü zamanı geri sarıyor ama duvara toslama nedenim hala daha zamanın içinde olan bir varlık olmam. yani zaman kavramından etkilenmeyeceğin bir duruma geçersem bu engele takılmadan zamanı geri sarmam ve geçmişe gitmem mümkün olur demek bu
ama zamandan kendimi nasıl ayıracağım konusu biraz kafa karıştırıcı. ve asıl zor olan kısım da o
ve işte tam da burada devreye sana o bahsettiğim ontoloji giriyor sevgili okuyucu
benim yaşadığım evrende bazı ontolojik güçler vardır ve belirli, ulaşması aşırı zor olan bir noktaya ulaştıktan sonra onlara erişebilirsin. ve bende o seviyedeyim. ve evet, zaman yolculuğu yapmak için bunu kullandım
ve sevgili okuyucu kullandığım prensip çok basit, hasar verme. varoluşa hasar vererek yaptım bunu
mantık çok basit sevgili okuyucu, herşey birbiri ile bağlıdır. hatta kavramlar bile buna dahildir. mesela "gorgeus" olarak ben, bir kavram olarak varım. ve gorgeus kavramı can kavramı ile bağlı çünkü canlıyım, yaşıyorum. ve evrenin içinde var olan bir canlı olduun içinde evrendeki herşey gibi ben de zaman kavramına doğrudan bağlıyım
ve varoluşsal hasar da tam olarak burada devreye giriyor. zaman ile kendi varoluşum arasındaki bağa hasar verirsem zamanın üstümde çalışmasını engellemiş yani o tosladığım engelin doğrudan içimden geçip gitmesini sağlamış olurum
ama... burada ufak bir şey var. hasar miktarı. hasar miktarı çok olursa benim ontolojim ile ilgili sıkıntı çıkar eğer az olursa da bu plan işe yaramaz. ve...
ve bu doğru ayarı tutturmak gerçekten beni zorlayan kısım oldu burada. doğru miktarda hasarı tutturabilmek için bir Santranç tahtasındaki olası tüm oyunların kombinasyonu kadar deneme yaptım
ve... sonunda sanal uzayımda geçmişe gitme deneyini gerçekleştirmeyi başarmış oldum
gorgeus : ve hangi zamana mı gittim ? benim evrenimdeki ilk çağa
gorgeus : biz bu çağa "ırklar çağı" diyoruz. benim evrenimde zaten çok yüksek ırk çeşitliliği var ama bu, bu dönemde çok daha fazla. yüzlerce ırk var bu çağda. neredeyse 1000 çeşit ırk. sadece 7 alemde
bende tam olarak bu döneme gittim. çok kaotik ve kaotik olduğu kadar da tuhaf bir deneydi
çünkü deneyimin asıl amacı bunu yaparak asıl istediğim o sistemi kurup kuramayacağımı görmekti. kendi zamanımda veya gelecekte olamıyorsa belki geçmişte olabilir diye düşündüm
ilk olarak bu çağın bitmesini engellemem gerekiyordu ve bu çağı bitiren şey yapay bir kitlesel yok oluştu. bir alemler arası savaş. benim evrenimde ırklar çağı tüm ırkların birbirine girdiği ve çok büyük çoğunluğunun yok olduğu "ırklar savaşı" isminde bir savaş ile bitiyor sevgili okuyucu
ve ben de bu savaşın yaşanmasını önlemeye çalıştım. o olacak sebepleri zaten tarih kitaplarında öğrendiğim için onlar daha yaşanmadan çok önce onların yaşanmasının önüne geçtim. ve anlarsın ki sanal uzayım içinde yaptığım bu geçmişi değiştirme denemesinde ırklar savaşı hiç yaşanmadı. bu sırada ben de oraya kendi sitemimi getirdim. o zamanda zaten beni neredeyse bir mesih olarak gördüler ve bu sayede sistemimi o değiştirilmiş geçmiş kaderde deneyebildim.
gorgeus : sonucu bilmek ister misin ? çünkü sonuç bundan da komik. çok ama çok çok çok daha komik. tek kelime ile trajikomik
sonuç şu : sanal uzayım içinde değiştirdiğim geçmiş kader hiç doğmamış olmama sebep oldu ve bunlar hiç yaşanmamış sayılarak beni en baştan başlattı
o an gerçekten ne tepki vereceğimi bilemedim. sadece önümdeki manzaraya boş bakışlar attım ve istemsiz bir kahkaha ile yandan geçen nehirdeki yansımam ile bakıştım o an içimde tarif edemediğim tuhaf bir duygu belirdi. o duyguyu hala daha tanımlayamıyorum
gorgeus : bunun yanında başıma gelen daha çok böyle olay var sevgili okuyucu. ama merak etme, arada sırada böyle varoluşsal problemlere karşı verdiğimiz ufak molalar sırasında böyle anılarını anlatmaya devam edeceğim. ama şimdilik bu kadar. bir sonraki bölümde, varoluş dediğimiz bu uçsuz denizin en derinlerine dalmaya ve o ağır sorulara maruz kalmaya ve onların karşısında durmaya devam edeceğiz ama şimdilik bu kadar. bir sonraki bölümde görüşmek üzere sevgili okuyucu
