Sabah, grup ormana doğru yola çıktı.
Öğretmen önden yürüyor, sınıf arkasından takip ediyordu.
Hava serindi.
Ağaçların arasından süzülen ışık, yere benekler düşürüyordu.
---
"Bak," dedi Kaito, bir kayanın üstünde duran kuşu işaret ederek.
Akira durup baktı.
Yui, telefonunu çıkarıp fotoğraf çekti.
Kuş, bir süre sonra uçup gitti.
---
Yürüyüş ilerledikçe, grup dağıldı.
Akira, Kaito ve Yui bir arada kaldı.
Reon, biraz önde, tek başına yürüyordu.
Zaman zaman durup, ormanın derinliklerine bakıyordu.
---
"O ne yapıyor?" diye sordu Yui.
"Bilmiyorum," dedi Akira.
Reon'u izledi.
Reon'un bakışları, bir şeyi arar gibiydi.
Ama orada hiçbir şey yoktu.
---
Öğlen, bir açıklıkta mola verildi.
Herkes oturup öğle yemeğini yedi.
Akira, Reon'un yanına oturdu.
"Bugün çok sessizsin."
"Her zamanki gibiyim."
"Değilsin."
---
Reon, bir süre cevap vermedi.
Sonra, çok alçak bir sesle:
"Buraya daha önce hiç gelmedim. Ama tanıdık geliyor."
Akira kaşlarını çattı.
"Nasıl yani?"
"Bilmiyorum."
Reon, bir şey daha söylemedi.
---
Yürüyüş devam ederken, Akira bunu düşündü.
Reon'un sözleri, nedense, içinde bir yere oturdu.
Küçük bir huzursuzluk.
Ama etrafındaki orman, kuşlar, arkadaşlarının sesleri, bunu hızla bastırdı.
---
Akşam, tesise döndüklerinde, herkes yorgun ama neşeliydi.
Kaito, gün boyunca çektiği fotoğrafları gösteriyordu.
Yui gülüyordu.
Akira da gülüyordu.
Ama arada bir, gözü Reon'a kayıyordu.
Reon, sessizce, biraz geride duruyordu.
---
