Cherreads

Chapter 5 - bu beden bana ait değil

Zincirler sıkıydı ama asıl ağırlık bileklerimde değildi.

Göğsümdeydi.

Nefes aldıkça içimde bir şey genişliyor, sonra tekrar daralıyordu.

Sanki bu beden, her nefeste bana şunu hatırlatıyordu:

Sen buraya ait değilsin.

Ama ironikti.

Çünkü kaçacak başka yerim de yoktu.

Karan odanın bir köşesine geçti. Duvara yaslandı. Gözlerini kapatmadı.

O bekleyen adamlardandı.

Bir şey olacağını bilen ama acele etmeyen.

Aras yatağın kenarına oturdu. Zincire dokunmadı.

Bana dokunmadan en çok yaklaşan oydu.

Canın yanıyor mu?" diye sordu yumuşak bir sesle.

Başımı çevirmedim.

"Merak mı ediyorsun?"

"Hayır," dedi gülümseyerek.

"Hatırlamak istiyorum."

Ne için?"

"Ne kadar dayanabildiğini."

Bu cümle…

İçime bir bıçak gibi girdi.

Çünkü ilk kez biri bana ne hissettiğimi değil,

ne kadar kırılabileceğimi soruyordu.

Miran hâlâ ayaktaydı.

Beni izliyordu ama gözleri yüzümde değildi.

Göğsümdeydi. Nefesimdeydi. Zincirlerin titreyişindeydi.

"Beden," dedi sakince,

"zamanla sahibini tanır."

Ona baktım.

İlk kez korkmadan.

"Peki ya ruh?" dedim.

"Ruh da mı alışır?"

Bir anlık bir şey oldu.

Çok kısa.

Ama ben gördüm.

Gözlerinde…

bir çatlak.

Ruh," dedi,

"ya uyum sağlar…

ya yok olur."

Başımın içindeki ses yeniden yükseldi ama bu kez daha farklıydı.

Daha yumuşak.

Daha… üzgün.

UYARI:

RUH-BEDEN UYUMSUZLUĞU ARTIYOR

DUYGUSAL TEPKİLER GÜÇLENİYOR

O an gözlerim doldu.

Ağlamak istemedim.

Ama bu beden… ağlamaya alışkındı.

Bir damla süzüldü şakağımdan.

Sonra bir tane daha.

Karan başını kaldırdı.

Bakışları sertleşti.

Bu gözyaşı ona ait değil," dedi.

Aras başını yana eğdi.

"Belki de ilk kez birine ait."

Miran sessiz kaldı.

Ama sessizliği…

bağırıyordu.

Zinciri çözdü.

Bir anda değil.

Yavaşça.

Metal sesi odada yankılandı.

Özgürlük gibi değil…

teslimiyet gibi.

Bileğim serbest kaldığında elim titredi.

O titremeyi durduramadım.

Miran elimi tuttu.

Soğuktu.

Ama bu soğukluk acıtmıyordu.

"Bak," dedi.

"Kaçabilirdin."

Nasıl?" diye fısıldadım.

Bağırarak. Kendini parçalayarak. Bilincini kapatarak."

Gözlerimi kaldırdım.

"Peki neden yapmadım?"

Parmakları biraz daha sıkıldı.

Çünkü yaşamak istiyorsun."

Bu cümle…

beni yıktı.

Çünkü haklıydı.

Ben bu bedeni istememiştim.

Bu hayatı seçmemiştim.

Ama… bırakmak da istemiyordum.

İçimde bir yer, hâlâ tutunuyordu.

Başımın içindeki ses son kez konuştu:

KADER BAĞI DERİNLEŞTİ

DUYGUSAL EŞİK AŞILDI

GERİ DÖNÜŞ: İMKÂNSIZ

Miran elimi bıraktı.

Alışacaksın," dedi.

"Hepiniz alışıyorsunuz."

Aras güldü.

Karan arkasını döndü.

Ve ben o anda anladım:

Bu hikâye aşk hikâyesi değildi.

Bu hikâye bir hayatta kalma hikâyesiydi.

Ama bazen…

en derin bağlar,

en karanlık yerlerde kurulurdu

More Chapters