Yeni dünya nasıl mı değişti?
Kaito dünyaya geldikten kısa bir süre sonra onun aurasını sezmek için Aya ve Kara devreye girer. Kaito'nun doğuşu onlar için yeni bir tehlike ya da yeni bir dünya düzeni demektir. Kendi emelleri aksayabilir, dengeler değişebilir. Bunu istemeyen bazı gruplar öne çıkmaya başlar.
Aya her ne kadar düzeni korumak isteyen bir örgüt olsa da, kendilerinin en güçlü olması gerektiğine inanırlar. Çünkü dengeyi bozan varlıkları yalnızca güçlü olanlar ortadan kaldırabilir. Bunun üzerine üst rütbelerden Aya 10. bütün görevleri üstlenir.
Aya'da ezmek, ezilmek, birini küçük görmek ya da aşağılamak toplumsal bir yanlış sayılır. Herkes dost kabul edilir fakat güçlerine göre görevleri ve sorumlulukları değişir. Kara'nın aksine en güçlü olanlar değil; en soylu, en bilgili ve her alanda en iyi olanlar rütbe sahibi olabilir. Aya'da "baş" diye bir şey yoktur, yalnızca "üstad" vardır. En üstün yöneticiye verilen isim budur.
Ve verilen emir nettir:
"Kaito, her canlı gibi ilk doğduğunda normal karşılanacaktır. Güçlü olması bir tehdit olabilir fakat asıl sorun dengeyi bozabilecek bir varlık olmasıdır. Eğer yanlış bir karar verir ya da düzeni bozacak bir harekette bulunursa Aya'nın emri onu yok etmektir."
Aya'nın ilk görevi Krojin'in ve oğlunun yerini bulup uzlaşmaktır. Eğer karşıt bir durum hissedilirse Kaito'yu babasından ayırıp kendi örgütlerine katmayı planlarlar.
Fakat bunu engellemek isteyen büyük bir tehdit vardır: Kara.
Kara, Kaito doğduğu anda tedirginleşir. Güçlü olanlar olayı hemen sezer ve sessizce planlar hazırlamaya başlarlar. Aya'nın aksine Kara için Kaito ve ailesi ortadan kaldırılması gereken bir tehdittir. Bu emir en tepeden gelir.
Kara'nın en güçlü kişisi olan 1. Kara Varkoth'un emriyle örgüt yeni bir yüz yıla girer. Yeni karalar, yeni üstler ve yeni rütbeler ile düzen yeniden kurulmaya başlanır. Tehditleri ortadan kaldırmak için hazırlıklar yapılır.
Belki de bu yüzden Kaito'nun yeri hemen tespit edilemez.
Kara için dünyada kalması gereken tek varlık kendileridir. İnsanları bir tehdit olarak değil, gelecekte doğabilecek yeni karalar olarak görürler. Bu yüzden uzun süre büyük saldırılar yaşanmaz.
Ta ki Kaito doğana kadar.
Kaito'nun insan toplumunun içinde saklandığını düşünen Kara, yeni doğan bütün çocukları kontrol etmek için gruplar göndermeye başlar. Her yıl beş ila on grup arasında değişen birlikler insan topraklarına girer. Zamanla bunların arasında rütbe sahipleri bile yer alır.
Ama insanları küçümsememeleri gerektiğini bilmiyorlardı.
Diğer yandan insan toplumu, eski kralın ölümüyle yeni yeni toparlanmaya çalışırken Kaito'nun doğuşuyla tekrar korkuya kapılır. Yeni kral eksik ve yetersiz görülmeye başlanır. Kendi çıkarları için adam kayırması ve tanıdıklarını yükseltmesi halkın öfkesini büyütür.
Sokaklarda:
"Kral istifa!"
sesleri yankılanmaya başlar.
İç çatışmalar büyür.
Ta ki Makuro ve klanlar bir araya gelene kadar.
Makuro kralın yanına giderek onu tehdit eder:
"Artık adam kayırmaya son ver… yoksa ben seni kayırırım."
Kral ne dostlarından ne de çevredeki klanlardan destek alabilir. Sonunda Makuro'nun sözlerini harfiyen yerine getirmek zorunda kalır.
Makuro, sanki ülkeyi arkadan yöneten sessiz bir kral haline gelir.
Yeni çocukları doyurur. Güçlü insanları bulur. Düzen yavaş yavaş ayağa kalkmaya başlar.
Ta ki Kara saldırısına kadar.
Kara'dan gelen beş grup krallığa saldırarak çocukları kontrol etmeye çalışır. Fakat hiçbir bilgi elde edemezler. Makuro'nun önderliğinde savaşçılar toplanır. Bazı klanlar yardıma gelir ve saldırıya katılan bütün düşük rütbeli karalar öldürülür.
Geriye haber götürecek kimse kalmaz.
Bu savaş aslında tek bir anlam taşıyordu:
"Bu dünyada önce biz vardık… ve bizim olanı geri alacağız."
Bundan sonra çocuklar daha iyi beslenmeye, daha iyi yaşamaya ve gelişmeye başlarlar.
Makuro son kez krala öğüt verir ve Kara'ya geri döner.
İleri görüşlü olan bu kral sayesinde insan ırkı giderek güçlenir ve gelişir.
Klanlar ise kendi içlerinde krallığa bağlı ya da bağımsız olarak ayrılırlar. Bazıları tek başına bir ordu kadar güçlüdür. Kendi üretimlerini yapar, kendi düzenlerini kurar ve kendi idealleri için yaşarlar.
Çoğu küçük olsa da bazı büyük klanlar korkutucu derecede güçlüdür.
Bunların en büyükleri:
Ateş Klanı
Su Klanı
Toprak Klanı
Rüzgar Klanı
Şifacılar Klanı
Enerji Klanı
Ruhsal Mağbet Klanı
olarak bilinir.
Bazı klanlar element krallığıyla birleşerek daha da büyür. Şifacılar doğrudan krala bağlıdır. Enerji Klanı ise krallığa eğitmenler gönderir. Bunun karşılığında ruhsal gücü yüksek kişileri kendi saflarına savaşçı ya da yardımcı olarak alırlar. Ruhsal Mağbet Klanı ile oldukça yakın ilişki içindedirler.
Dünyanın bilinmeyen diğer varlıkları da Kaito'nun doğuşuyla ortaya çıkmaya başlar.
Kimisi iyi, kimisi kötü olarak anılır.
Kimisinin kendi klanı, kimisinin kendi örgütü vardır.
Sayısız tür, sayısız yaşam ve sayısız hikâye…
Herkes kendi idealleri uğruna yaşamaktadır.
Ve Kaito…
Bu dünyada yeni nesille gelen sıradan bir çocuk gibi görünmektedir.
Ama o;
yarı Kara,
yarı Aya,
yarı insan,
ve yarısı bilinmeyen bir varlıktır.
Acaba kader onu bu hikâyenin başrolü olarak mı seçmiştir?
Krojin aniden uyuduğu sandalyeden sıçrayarak uyanır. Nefes nefesedir. Hemen etrafına bakar, ardından Kaito'ya ve Hikari'ye döner.
İkisini de huzur içinde uyurken görünce derin bir nefes verir.
Sessizce yanlarına yaklaşır.
Önce oğlunu, sonra eşini öper.
"Üzgünüm… uyuyup kalmışım. Sizi tehlikeye attığım için özür dilerim…"
der mahcup bir şekilde.
Ardından dışarı çıkar.
Gecenin güzelliğini izlemek için bir sigara yakar. Ayı sessizce izlerken kendi kendine konuşur:
"Acaba nasıl bir çocuk olacak… Ben ona iyi bir baba olabilir miyim ki? Annesi çok özel… bunu biliyorum zaten…"
Kendi kendine hafifçe güler.
Sigarasından son bir kez daha çeker ve onu yere atar.
Sigara yemyeşil otların arasında, hâlâ dumanı üstündeyken yavaşça sönmeye başlar.
Tıpkı diğer bütün canlılar gibi…
Geceye karışarak.
