Cherreads

Chapter 38 - "Sessiz Bir Sabah"

Hikari ve Kaito uyuyup kalmışken, Krojin Kaito'nun ağlayışı üzerine uyanır.

"AA, ben de mi uyuyup kalmışım? Baya yorgun olmalıyım." der ve güler.

"Demek beni sen uyandırdın. Yoksa nöbet sırası sana mı geldi?"

diyerek Kaito'yu kucağına alır ve sevmeye başlar.

Ama Kaito yerinde durmaz ve daha da şiddetli ağlamaya başlar.

Krojin biraz kaşlarını çatar.

"Ama böyle ağlayıp durulmaz ki. Erkek adam dediğin ağlamaz. Hem bak, anneni uyandıracaksın şimdi."

diyerek güler ve Kaito'yu dışarı çıkarmaya hazırlanırken Hikari uyanır.

Sersem bir halde:

"Canım, ne yapıyorsun? Daha çok zayıf o. Dışarı çıkarırsan hastalanır. Daha ilk günü unuttun mu? Hem birazdan şifacılar gelir. İçeride oynayın. Ben de biraz kestireyim, çok yorulmuşum."

der ve tekrar uykuya dalar.

Krojin Kaito'ya bakar.

Kaito'nun ağlaması kesilmiş, yerine gülümseme gelmiştir.

"Sen babana mı gülüyorsun seni gidi seni."

diyerek onunla oynamaya başlar.

Biraz vakit geçtikten sonra iç çeker.

"Senin bu kadar zor doğacağını tahmin etmemiştim."

diyerek Kaito'yla konuşmaya başlar.

Ama Kaito yeni doğduğu için konuşamaz ve sadece babasına gülerek cevap verir.

Krojin anlatmaya devam eder.

"Annenle ilk tanıştığımız gün onun Kara tarafından kaçtığını gördüm. Aslında çok mantıklı bir karar. Kim orada yaşamak ister ki? Hem peşinde üç tane güçlü rütbe vardı. O an onun normal biri olmadığını anlamıştım."

"Taki beni cezbedene kadar..."

"Önce sadece olay yerini kolaçan ediyordum. Sonuçta ben de bir kraldım. Her zaman dışarı çıkmama izin verilmezdi."

"O gün anneni görünce bir anda aşık oldum. İnanabiliyor musun? Ben Ayaların kralı, hatta bütün Ayaların başındaki kişiydim. Ama annen... hatta bir Kara bile beni kendine köle yaptı."

"Ama üzgün değilim."

"Aya'da hiçbir kişiye ne aşık oldum ne de gerçek bir arkadaşım oldu. Herkes bana özel muamele yapardı. Ben istemesem bile. Sonuçta kralın oğlu ve yeni bir kraldım."

"Tabii şimdi değilim. Annenle kaçtığımız için benim vekilim kral yerine geçti. Sanırım bu Aya için büyük bir kayıp ya da düzen kırılması da denebilir."

"Ama şu an mutluyum."

"Anneni de seni de çok seviyorum Kaito."

"Bu isim, en sevdiğim... önceden yaşadığım gezegendeki bir arkadaşımın ismiydi."

"Tabii benim kaçmam için kendini feda etmeseydi. Benden bile güçlüydü. Ona hayranlıkla bakardım."

"Sonra buraya kaçtım."

"Burada görevde olan bir Aya ve fethetmek isteyen bir Kara ile karşılaştım."

"Aya'ya gizlice katıldım. Sanki ben de göreve yollanmışım gibi davrandım. Kimse fark etmedi."

"Tabii bu zamana kadar kimseyi tanımadan nasıl hayat geçirdin diye soruyorsun."

"İşte ona gelirsek..."

"Sanırım boktan bir hayattı denebilir."

"Bir şekilde gücüm ve zekam ile önce eski kralın veziri, sonra da kral olmuştum."

"Ama sessiz olayım..."

"Annen aklımı çeldi ve beni kaçmaya zorladı da denebilir."

"Aslında kral olmak da pek fena değil di..."

Küt!

Hikari elini Krojin'in kafasına geçirir.

"Çocuğumuza ne anlatıyorsun sen?"

"Bir de yalan atarak."

"Sanki ben senin karışmanı istedim."

"Gayet de yolumda ilerliyordum."

"Sen geldin önüme geçerek yaralandın."

"Bir de seni taşımak zorunda kaldım."

Krojin gülmeye başlar.

"Hahahaha!"

"E zaten benim seni tanımadan korumama ve sana güvenmeme aşık olmadın mı?"

"Ne yapayım?"

"Bir hanımefendiyi, hatta dünyalar güzeli bir kızı orada tek başına bırakmak bana yakışmazdı."

Hikari utanır.

"Neyse ne."

"Kaito'nun aklını karıştırma."

"O şu an seni anlayamaz."

"Hem bizim hayatlarımız onu ilgilendirmemeli."

"Kendi yolunda ilerlemesini istiyorum."

"Ne olmak isterse arkasında duracağım."

"Gel bakayım buraya canım."

diyerek Kaito'yu kucağına alır.

Krojin küser gibi yapar.

"AA, sen de iki erkek erkeğe konuşmamızı bölüyorsun."

"Hem nerede şu sağlıkçılar?"

"Senin kontrolün yok mu?"

diyerek güler.

Tam o sırada kapı çalar.

"Efendim! Efendim! İçeride misiniz? Biz geldik. Kontrollerinize bakacağız."

Hikari gülümser.

"İşte geldiler."

"Eğer çok sıkılıyorsan şehre git de kendine iki üç arkadaş edin."

Krojin şaşırır.

"AA ama sizi kim koruyacak?"

"Yeni doğurmuş karımı ve yeni doğmuş çocuğumu bırakıp arkadaş mı edineceğim?"

"Bir de..."

"Tamam neyse."

"Sıkılmıyorum."

"Sadece hayatta olduğum için biraz heyecan arıyorum."

"Ne güzel Kaito da bunu istiyor."

"Baksana."

diyerek Kaito'yu işaret eder.

Ama Kaito annesinin kucağında çoktan uyuyup kalmıştır.

Hikari gülümser.

"Ne dedin anlayamadım."

"Sanırım kocacığım bir kere erkek çocukları annesine düşkün olur."

"Ne güzel uyuyor baksana canım."

"Hadi sen de uyandırmadan git."

"Ne yaparsan yap."

diyerek Krojin'i kovar.

Krojin ne kadar öflese de pöflese de dışarı çıkar.

Etrafına bakar.

Sonra bir anda bağırır.

Bağırışıyla sağlıkçılar korkudan irkilir.

Hikari ise kendi kafasına vurur.

"Ne salak bir kocam var."

diyerek güler.

Krojin kendi kendine konuşmaya başlar.

"İşte buldum!"

"Çocuğumuz ileride büyüyecek."

"Ve burası onun evi olduğuna göre..."

"Bahçemiz de onun oyun sahası olacak!"

"Evet!"

"Şu ağaca salıncak kuracağım."

"Şurası da kum havuzu olacak."

"Dereden de su çekerim."

"Şuraya küçük bir çocuk havuzu yaparım."

"Burayı şaheser haline getireceğim."

"Kaito bunu görünce sevinçten havalara uçacak."

"Babacığım! Babacığım!"

diyecek.

"Bakalım o zaman annesine mi düşkün olacak, babasına mı?"

"Hahaha!"

diyerek işe koyulur.

Diğer yanda...

Makuro Kara'ya geri dönmüştür.

Artık daha aklı başında hareket etmektedir.

Yeni 10. Kara'nın kapısından geçerken Kara askerleri onu durdurur.

"Kim olduğunu söyle."

İçlerinden biri öne çıkar.

"Elini kolunu sallayıp içeri girebileceğini mi sanıyorsun?"

Makuro sakin bir şekilde cevap verir.

"Ben Dravo'nun yardımcısıyım."

"Bırakın geçeyim."

"Sorun çıkarmak istemiyorum."

Ama cümlesi biter bitmez askerler gülmeye başlar.

"Dravo mu?"

"O hainin adamı olmak demek oldun demek."

"O beceriksiz Dravo çoktan öldü."

"Söyle bakalım..."

"Hâlâ onun adamı mısın?"

Makuro düşünür.

"Hmm..."

"O zaman 15. Kara'yım desem nasıl?"

"Hâlâ geçemiyor muyum?"

Askerlerin sesi kesilir.

"15. Kara mı?"

diye kendi aralarında konuşmaya başlarlar.

İçlerinden biri tekrar öne çıkar.

"Emin misin?"

"Daha dün yeni rütbeler seçildi."

"Ama seni görmedim."

"15. Kara farklı biriydi."

diye söylenmeye başlarlar.

Makuro'nun kafası karışır.

"Ne?"

"Nasıl yani?"

"Rütbem nasıl elimden alınabilir?"

diye sorar.

Askerlerden biri güler.

"Sersem."

"Yeni yüz yıla girdik ya."

"Artık rütbeler öyle kolay verilmiyor."

"Gerçek rütbe sahipleri seçildi."

"Sen olsan olsan şu an bir asker gücünde olursun."

"İstersen kapışalım."

Makuro hafifçe gülümser.

"Hmm."

"Peki."

"Ama sizin topunuz gelse bile benim karşılık vermeme gerek kalmadan yenilirsiniz."

"Güçlü gözüküyor olabilirsiniz."

"Ama başınız nerede?"

"Ona söyleyin."

"10. rütbe yeni rütbe olmalı."

"Değişti dediniz değil mi?"

"Burası da 10. kapı."

"Nerede o?"

"Görüşmeme izin verin."

"Belki o benim gücümü bilir ve rütbemi belirler."

Askerler birbirlerine bakar.

Sonunda ikna olurlar.

"Tamam."

"Götürelim bakalım."

"Efendimize."

"Ölmek istiyor galiba bu."

"Hahaha!"

diyerek Makuro'yu içeri götürürler.

More Chapters